TRANSPERINEAL FÜZYON VEKTÖR BIYOPSISI
Prostat füzyon biyopsisi, transrektal ve transperineal olmak üzere iki ana teknik kullanılarak gerçekleştirilebilir. Transrektal yaklaşımda rektumdan geçilerek prostat bezine erişim sağlanır. Tersine, transperineal yaklaşım, rektal duvarla temas etmeden perineal bölge (anal kanal ile testisler arasındaki bölge) yoluyla prostata ulaşmayı içerir.
Prostat biyopsisi ile ilişkili en önemli risk, rektumdaki bakteriler kan dolaşımına girdiğinde ortaya çıkan enfeksiyon, özellikle sepsistir. Transperineal yöntem rektumdan tamamen kaçındığı için transrektal tekniğe göre daha düşük enfeksiyon riski ile ilişkilidir.
Bu doğrultuda, Avrupa Üroloji Kılavuzları son üç yıldır prostat biyopsisi için tercih edilen yaklaşım olarak transperineal yöntemi önermektedir.
Transperineal prostat füzyon biyopsisindeki son gelişmelerden biri vektör yönteminin kullanılmaya başlanmasıdır. Perineal bölgede 12 ila 24 ayrı iğne deliği gerektirebilen geleneksel transperineal tekniklerin aksine, vektör yöntemi sadece iki küçük giriş noktası kullanır. Bunlar sayesinde numune toplamak için iğne birden çok kez yerleştirilebilir ve bu da travmayı önemli ölçüde en aza indirir.
Bu minimal invaziv teknik sayesinde, hastalar işlemden sonra tipik olarak çok az ağrı hissederler veya hiç ağrı hissetmezler. Üstelik bu yöntem, transperineal biyopsinin lokal anestezi altında yapılması gereken durumlarda (hasta tercihi veya tıbbi gereklilik nedeniyle) açık bir avantaj sunar, çünkü birden fazla iğne girişi gerektiren grid yöntemi gibi diğer transperineal tekniklere göre çok daha az ağrılıdır.
Ek olarak, vektör yöntemi, iğnenin her yöne milimetrik hassasiyetle hareket etmesine izin vererek, prostat bezi içindeki belirli alanları doğru bir şekilde hedefleme ve örnekleme yeteneğini geliştirir.